kimebaktın
Miss Turkey’i izlerken, annem içeri girdi ve dedi ki:” Ne o kız at yarışı mı izliyon?”
Annemin ellerinden öpüyorum.
Bence de at yarışı.
İçimde, sanki kalbimi iğneliyorlar. Kimlerse artık bunlar. Sanki aşık olmuşum da yolunda gitmeyen bir şeyler varmış gibi. Böyle ağlamam gerekiyor gibi ama ağlayacak bir şey yok ortada. Sadece içimde bana işkence edenler var. Böyle vicdan azabı gibi ama ben kendimden başkasına pek zarar veremem.
Ne oluyor ya?
Kabustan uyanmış da gerçekle rüyanın ayrımını yapamaz gibi.
Derin acılar içindeyim böyle çok derin.
Karanfulla “Aşkın 500 Günü” filmini seyredeceğiz.
Çok çok uzun zamandır erteliyorduk. Şimdi ikimizinde yarına bitirmesi gereken sunumları varken, o kadar erteledikten sonra en iyi vaktin bu vakit olduğuna karar verdik ve izlemeye başlayacağız.
Hayatımda en iyi hissettiğim ve kendime kaçtığım zamanlar önemli işlerimin olduğu zamanlar.
Yaktık gemileri.
Bu adam beni niye bu kadar etkiliyor ki! Sanki daha önceden tanıdığım ama kaybettiğim biri gibi. Çok derinden hissediyorum. Kederli ama tatlı bir his. Yaptığı resimler beni o kadar etkiliyor ki, bir de kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplar var. Nasıl içten ve temiz. Çok dengesiz adammış. Ama harbiden adammış.
(Kaynak: esragenc)





